bilinçli tüketim

merhaba türk toplumu bu gün sizlerle düşüncelerimi paylaşacağım yanlış olduğumu düşündüğünüz noktalarda beyninizi kullanarak beni düzelte bilirsiniz. :)
gündemde her zaman ki gibi ekonomimiz var peki biz neden bu durumdayız ?
dediklerinizi duyar gibiyim birilerini bu durumdan sorumlu tutuyorusunuz
şunun yüzünden bunun yüzünden bunlar yüzünden peki hiç düşündün mü ?
acaba ne kadarı benim yüzümden ?
konuya geçelim
bu konuya ulaştığın cihaz kimin üretimi ? dostunun mu ? düşmanın mı ?
peki ya kiyafetlerin ? ithal mi ?
bakın dostlarım bu iş sağ sol işi değil. vatan işi vatan topraklarında sulh sağlanır siyaset o zaman yapılır. ancak vatan kötü durumdayken sağ solu sırt sırta verip birbirimize destek olup gücümüzü ve ekonomimizi güçlendirmemiz lazım. yanlış anlamayın karşı görüşünüz alan siyasi örgütlere hizmet edin demiyorum ama velakin hükümet tektir 2 ye bölünmez 1 planlama yapılır ona oyulur
biz toplum olarak değil hep bireysel olarak kazanmanın peşindeyiz örnek araba piyasasındaki artış bunu kimse yapmadı dostlar biz yaptık aynı türk lirasının piyasada değersizleştirdiğimiz gibi hepsini biz kendimize yaptık
bu günlerde haber sitelerin de sosyal medyada ekonomi bakanının yetersizliği ve bilinç sizliğinin konuşulduğunu vetersiz olduğunun söylentileriyle karşılaşıyorum bu konuda bu konuda bireysel yorum yapmıcam beni bir insan değil bütün toplumum ilgilendiriyor
şimdi dostlarım bakan değişse yerine gelen konusunda çok uzman olsa bence kamu oyuna şunlarla cıkıcak
1-ithalatı minimalize boyutlara indirmeliyiz.
budemek oluyor ki apple telefondan volkswogen arabadan prada ayakkabıdan locostle gömlekten
louıs vuıtton pantolandan casio saaten vazgeçmen
yerli telefon markalarını tercih etmen şuan yok ama elbet bir gün olur temennisiyle yerli araba yerli ayakkabı yerli gömlek yerli pantolan markası yerli saat markası bunları tercih etmen gerekiyor
peki sorarım sizlere kaçınız apple den vazgeçebilecek iradeye sahip ?
bu iradeye sahip oldumuz zaman hakketiğimiz bakanı başımızda görürüz diye düşünüyorum ve japon duğmesi adlı hikayeyle yazımı kapatmak istiyorum
yıllarca okullarda kutladığımız,

ve birilerinin dalga geçtiği yerli malı haftalarını yıllara yaymalıyız…

çocuklarımızı bu bilinçte yetiştirmeliyiz…

son dönemlerde sosyal medyada sıkça paylaşılan bir hikâye var…

japonya’dan gelip abd’de üniversite okuyan bir gencin düğmesiyle ilgili bir hikâye…

japon genç ülkesinden bursla alarak abd’ye gelmiş bir öğrenci…

fazla giysisi yok…

bütün sene aynı kıyafetle dolaşan, tek derdi okumak olan bir genç…

bir gün bu gencin gömleğinin düğmesi kopmuş ve kopan düğmenin yerine,

kola kutusunun açma halkasını takan japon genç üniversitede alay konusu olur…

bu durum üzücü olsa da genç bu duruma aldırış etmez ve düğme almaz…

mezun olduğunda bu dalga geçilen olayın nedenini açıkladığında,

onunla dalga geçenler büyük bir utanç yaşamıştı.

yaptığı açıklama şuydu: bir düğme yüzünden dalga geçtiniz, neden bir düğme alıp dikmek yerine benimle dalga geçmenize izin verdiğimi merak ediyorsanız şunu söyleyeyim ki; hiroşima’da halkımı katleden bir ülkeye bir düğme parası dahi vermemek içindi. benim kazandığım paranın tek kuruşunu bile hak etmiyorsunuz. bu ülkeden düğme parası dahi harcamadan gideceğim için mutluyum…

işin özü bu…

paramızı kime vereceğimizi iyi bilmeliyiz…

bu ülkeyi uzun yıllardır sömürenlerin bize uyguladıkları baskıyı da bizler finanse ediyoruz…

bakın çevrenize ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız…

hiç kimsenin yaşamak ile ilgili sıkıntısı yok,

birçok insanın lüks yaşamak ile ilgili sıkıntıları başlamış görünüyor…

bugünler geçecek…

ama bir daha bugünleri yaşamak istemiyorsak,

yapmamız gereken,

hızlı bir şekilde yerli ve milli üretim ve tüketimdir…

özgürbey ilk olarak giriş cümlen baştan sona yanlış. karşındaki insanları beynini kullanmamak ile yargılıyorsun. ayrıca türk toplumu hitabı yerine kendini de bu toplumun bir parçası olarak gördüğünü daha iyi ifade eden "türk toplumum" ya da "türk toplumumuz" hitaplarından birini seçebilirdin.

ikinci olarak bahsettiğin marka araba, telefon, ayakkabı ve ya kıyafet bu ülkede son birkaç yılda kullanılan şeyler değil. ama ekonomi ağırlıklı olarak son bir kaç yılda perte çıkmış durumda. toplumumuzun bakanı ya da yönetimi eleştirmesinin temel sebebi bu.

keşke senin de anlattığın gibi döviz kurları sadece üretim - tüketim, ithalat-ihracat oranlarına göre değişse.

ama maalesef dünyamızda işler böyle yürümüyor.

askeri operasyonlar, siyasi müdahaleler, başkanların çıkıp bir olay üzerinden birbirlerine sallamaları, yok sen benim papazıma yok ben senin darbecine şeklinde muhabbetler bile döviz kurlarını inanılmaz dalgalandırabiliyor.

öncelikle dünya ekonomisini biraz araştırmalı ve ülke sorunlarına sebep olan etmenleri doğru değerlendirmek için bakış açını genişletmelisin.